Tarih : 26 Temmuz 2008, Cumartesi
Okunma Sayısı : 74
Ergenekon soruşturmasını tamamlayan Zekeriya Öz başkanlığındaki üç kişilik savcı heyeti, iddianamenin merkezine Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine yönelik bombalı saldırıları koydu. Heyet, iddianamede birlikte değerlendirdikleri iki konu için 70 sayfalık bölüm ayırdı. Savcılar, dosyanın maktülü olarak Danıştay saldırısında yaşamını yitiren 2. Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'e, mağdurlar olarak da saldırı sırasında daire başkanı olan şu anki Danıştay Başkanı olan Mustafa Birden ile dönemin 2. Daire üyeleri Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Ahmet Çobanoğlu'na yer verdi.
Ergenekon savcıları, Ankara'daki Danıştay saldırısı sonrasındaki yargılamada aralarında avukat Alpaslan Arslan'ın da yer aldığı zanlılar hakkında Ankara 11. Ağır ceza Mahkemesi “dinci bir yapılanma içinde bulundukları†sonucuna ulaşarak ceza verdi. Oysa, dün günışığına çıkan Ergenekon iddianamesinde “kilit isimlerden†Arslan'ın “ulusalcı bir yapı içinde yer aldığı†öne sürüldü. Savcılar, iddianamede, Ankara'daki tüm yargı sürecine yer vererek bir bakıma aradaki çelişkiyi göz önüne serdi.
Yeniden ifade verdiler
Savcılar, iddianamede Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet bombalarına adı karışan önemli tüm kişilerin yeniden ifadesine başvurdu.
Ankara'daki yargılamada sürekli farklı bir profil çizen Arslan, Ergenekon soruşturması kapsamında Mart 2008'de verdiği ifadede, savcıların en önemli isim olarak üzerinde durduğu ve babası İdris Arslan'ın iddiasının aksine Veli Küçük'ü basından tanıdığını söyledi.
Arslan, diğer önemli isimlerden Muzaffer Tekin'i emin olmamakla birlikte Ayhan Parlak'ın aracılığı ile tanıdığını belirtirken, silahlı saldırı ve bombalamaların sanıkları arasındaki Osman Yıldırım'ın tam beş kez ifadesine başvuruldu.
500 bin dolara bomba
Yıldırım, bu ifadelerinden birisinde akademisyen Necip Hablemitoğlu'nun öldürülmesi olayının da kendisine verilmek istendiğini iddia etti. Yıldırım, Cumhuriyet'e bomba atılması karşılığında Tekin'in 500 bin dolar vereceğini vaad etmesi nedeniyle bombalar konusunda açıklama yapmadığı yönündeki ifadesi de iddianameye girdi.
Savcılar, emekli Binbaşı Fikret Emek'in evindeki bombaların birisinin Cumhuriyet gazetesine atılan bombayla örtüşmesi üzerine bu bilgileri de aynı çerçevede değerlendirdi. İddianamenin bu bölümünde savcılar gizli tanık ifadelerine yer verdi.
İddianamede, Arslan'ın Tekin'le 35, Osman Yıldırım'ın iki ayrı telefonuyla toplam 746, Ayhan Parlak'la 108 kez görüştüğü belirtildi. Savcılara ifade veren gizli bir tanık, Arslan'ı tanıdığını, Veli Küçük ile bizzat görüştüklerini gördüğünü, samimi ilişkiler içinde bulunduklarını bildiğini anlattı. Aynı tanık, Arslan'ın 2003'den beri Küçük ve Tekin'e danışmadan hareket etmediğini, Arslan'ın Danıştay saldırı öncesinde Küçük ve Tekin'den talimat aldığını iddia etti. Dosyanın şüphelilerinden İbrahim Özcan da temmuz başında verdiği ifadesinde Arslan'ı Hüseyin Görüm aracılığıyla tanıdığını bildirdi.
Savcılar, Danıştay ve Cumhuriyet gazetesi olaylarında daha önce Milliyet'in de gündeme getirdiği Doğuş Faktoring bağlantısına iddianamede yer verdi. İki olayın faillerinin yaşamları ve saldırıları hangi saikle işlediklerine yönelik açıklamalar konuldu.
Gizli tanık anlattı
Bir başka gizli tanık Arslan'ın kendisine “yönetim değişecek, 4-5 yıl sonra devlet temizlik yapacak†şeklinde açıklamalar yaptığını belirtti.
Savcılar, Ergenekon'un yapısı kapsamındaki değerlendirmelerinde, “Örgüt yönetiminin, 'Örgüt içinde ne denli yararlı olursa olsun, kamuoyunda imajı zedelenmiş bir elemanı örgüt içinde tutmak ve korumaya yönelmek çok sakıncalıdır' biçimindeki tanımlama nedeniyle Arslan'a sahiplenilmediğini, ancak konuşmaması için de kontrol altında tutulmasına devam edildiğini kaydetti.
Arslan'ın bağlantısı sabit
Savcılar, bu bölümdeki bir sayfalık özel değerlendirmede, “Her iki eylem faili Arslan'ın Ergenekon terör örgütü yöneticilerinden Muzaffer Tekin ile bağlantısı telefon görüşmeleri delille sabittir†dedi. Değerlendirmede, “eylemlerin iddia edildiği gibi türban örtüsü konusunda ders vermek amacını taşımadığı, Arslan'ın kendisine verilen görevleri yerine getirmesi karşılığında önemli yerlere getirileceği vaadiyle eylemlere katıldığı anlaşılmaktadır†denildi.
'Yeniden dava açılamaz'
Danıştay ve Cumhuriyet gazetesi olaylarının Küçük ve Tekin'in talimatlarıyla gerçekleştiği belirtilen iddianamede, Arslan, daha önceden yargılandığı için yeniden dava açılmasının mümkün olmaması nedeniyle “Ergenekon sanığı†olmaktan kurtuldu. İddianamede, örgüt yöneticileri oldukları gerekçesiyle İlhan Selçuk, Kemal Alemdaroğlu, Doğu Perinçek, Mehmet Fikri Karadağ ve Sevgi Erenerol'un “örgüt yöneticilerinin örgütün bütün eylemlerinden sorumlu tutulması†hükmüne göre her iki olayda da yasal sorumluluklarının bulunduğu ve cezalandırılmaları gerektiği kaydedildi.





Memur Oğlu Memur







