Tarih : 30 Mayıs 2008, Cuma 
Okunma Sayısı : 54

Fırat: TÜRKİYEDE ASIL MESELE KİM YÖNETECEK SORUSUDUR
Fırat: TÜRKİYEDE ASIL MESELE KİM YÖNETECEK SORUSUDUR

AK Parti Genel Başkan Vekili Dengir Mir Mehmet Fırat, Türkiyede asıl meselenin Kim yönetecek? sorusu olduğunu belirterek, "Demokrasiye yapılan açık ve örtülü darbeler Türkiyenin hiç hak etmediği bir fotoğraf ortaya koyuyor. Türkiyede vesayetçi bir demokrasi yapısal hale getirilmiştir" dedi.

AK Partinin Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında konuşan Fırat, sözlerine gözündeki rahatsızlık nedeniyle tedavisi süren Başbakan Erdoğana acil şifalar dileyerek başladı. Fıratın Türkiyenin lideri, Genel Başkanımız ve Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğanın en kalbi selam ve sevgilerini arz ediyorum sözleri salonda uzun süre alkış aldı. Konuşmasının başında muhalefeti hedef alan Fırat, "Demokrasinin gücüne güç katan bir muhalefet olmadığı için ülkemizin bütün dinamiklerini temsil etmek bize
düşüyor" dedi.

AK Partinin Türkiye partisi olduğunun altını çizen Fırat, "Biz, bir zümre partisi, bir hizip partisi değiliz, bir bölge partisi, bir sınıf partisi değiliz. Biz, milletimizin ve ülkemizin bütünlüğüne odaklanmış, bütün kitleleri kucaklayacak kadar kollarını açmış, toplumsal merkeze yaslanan bir partiyiz" şeklinde konuştu.

"HERKES MİLLİ İRADEYE RAM OLMALIDIR"

Son dönemde hükümet-yargı arasında yaşanan gerilime ilişkin üstü kapalı mesajlar veren Fırat, Türkiye Cumhuriyetinin kaos günlerine, kriz günlerine dönmeyeceğini söyledi. "Türkiyeye ödetilecek bu ağır bedeli kimse göze alamaz" diyen Fırat, AK Partinin en büyük şiarının hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir ilkesini eksiksiz olarak hayata geçirmek olduğunu kaydetti. Türkiyenin muasır medeniyet hedefine kilitlenmesinin yegane yolunun millet iradesini sadakatle sahiplenmek olduğunu ifade eden
Fırat, şunları söyledi:

"İhtilafların, kavgaların, gerilimlerin Türkiyenin ekmeğini küçültmekten başka bir işe yaramadığını bu ülke acı tecrübelerle yaşayarak gördü. Esasen Türkiyenin ekmeğini çalanlar, bankalarını boşaltanlar, halkı birbirine düşürenler, siyaseti kötürüm hale getirenler de sandıkta millet eliyle tasfiye edilerek hak ettikleri cevabı aldılar. Sayın Baykal ve şürekasının şimdiki demokrasi dışı çabaları ise beyhudedir, akla ziyandır. Günü geldiğinde elbet bugünlerin faturasını da milletimiz kesecektir. Zira,
Türkiye artık geri dönülmez bir istikamete girmiştir. Bu istikamet, demokrasidir, hürriyettir, büyümedir, refahtır, kalkınmadır. Korkulukların, vehimlerin, paranoyanın geleceğin Türkiyesini karartması mümkün değildir. Ekonomik krizleri tetikleyen, yoksulluğu artıran, ülkenin uluslararası saygınlığını yaralayan siyasi krizler artık bu ülkenin kaderi olmamalıdır. Bulunduğumuz noktada hiçbir bariyer, hiçbir engel, hiçbir zorlama Türkiye Cumhuriyetinin demokratik yürüyüşünü durdurmaya muktedir
olamayacaktır. Herkes, ama herkes milli iradeye ram olmak durumundadır. Kimsenin demokrasiyi, hukuku, kalkınmayı, adaleti, merhameti milletten esirgeme hakkı ve lüksü yoktur. Türkiyenin yakın siyasi tarihi ekonomik büyümenin, kalkınmanın, refahın siyasi istikrarla ne kadar irtibatlı olduğunu açıkça göstermiştir."

"BİRBİRİMİZİ SINAMAMALIYIZ"

AK Partinin 5 yıllık icraatının karnesini, takdir belgesiyle birlikte 22 Temmuz seçimlerinde aldığını dile getiren Fırat, "Ülkemizin o karanlık tünellere, o istikrarsız kriz günlerine bir daha dönmemesi için büyük bir dikkatle çalışmak zorundayız. Gücümüzü, enerjimizi, aklımızı, vicdanımızı birbirimizi yormadan, birbirimizi sınamadan, birbirimizi itham etmeden kullanmalıyız. Kim olursa olsun, bunun aksini yapanlar Türkiyeye zarar verirler" uyarısında bulundu.

Fırat, hiç kimsenin AK Parti iktidarının ülkeyi zarara uğrattığını, halkın ekmeğini küçülttüğünü, ekonomik gücünü zayıflattığını, demokrasiyi zaafa uğrattığını, ülkeyi uluslar arası arenada mahcup duruma düşürdüğünü söyleyemeyeceğini bildirdi. Cumhuriyetin 100. yıl hedeflerini siyasi yol haritası olarak belirleyen tek parti olduklarının altını çizen Fırat, AK Partinin seçim başarısını küçümsemekle millet iradesini ve milletin tercihlerini reddetmenin eş anlamlı olduğunu kaydetti. Fırat, "AK Partinin
odaklandığı tek yer bu milletin gönlüdür, bu milletin rızasıdır, bu milletin aklıdır, bu milletin vicdanıdır" dedi.

"KİM YÖNETECEK, SORUNU VAR"

Gizli ajandalarının olmadığının altını çizen Fırat, "Biz, bütün azmimizle ülkemize hizmeti esas alırken başkalarının da bizi durdurmak gibi bir çabaları var. Açık söylüyorum. Biz de Türkiye de meşruiyet çizgisinde, adalet çizgisinde, kalkınma çizgisinde durmadan dinlenmeden yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.

Fırat, Türkiyede Kim yönetecek sorusunun 1950den itibaren sorulduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Türkiyede esas mesele, Kim yönetecek? sorusunun demokratik normlarla yerleşik hale gelmemesidir. Kimin yöneteceğini millet iradesi mi tayin edecek, yoksa millet iradesine dayanan siyasi iktidarlar yapısallaşmış bir vesayet altında mı iş görecek? Milletin rüştünü ispat etmediğini kabul edenlerin, halka demokrasiyi çok görenlerin ikide bir önümüze koyduğu can alıcı soru budur. Ne yazık ki, bu mesele, 1950den itibaren daha da ağırlaşarak Türkiyenin siyasi sürecini belirlemeye devam etmektedir.
Demokrasiye yapılan açık ve örtülü darbeler Türkiyenin hiç de hak etmediği bir fotoğraf koyuyor ortaya. Modernleşme tarihimizin ürettiği siyasi yapı ve bu yapıyı çevreleyen siyasi kültür, Türkiyede vesayetçi bir demokrasiyi yapısal hale getirmiştir. 1961 ve 1982 Anayasalarının temel motivasyonu, bu vesayetçi modelin güçlendirilmesidir. Yani, devletin kurumsal yapısını tayin eden ve bireysel hak ve özgürlükleri düzenleyen temel metinler olan anayasalar da Türkiyede vesayetçi demokrasiyi besleyen ve onu
garanti altına alan bir fonksiyona sahip olagelmiştir. Oysa ne bugünün dünyası ne de bugünün Türkiyesi o günlerle mukayese edilemez. Siyasi iktidar karşısında bürokratik iktidarın içinde ya da yanında varlık bularak vesayet rejimini muhafaza etmeye çalışanlar kendi çıkarları için Türkiyeyi durdurmak istiyorlar. Bu odaklar halksız ve milletsiz bir devlet tanımı yapıyorlar ve milletin devletini sahiplenmesinden, milletin devletiyle birlikte güçlenmesinden rahatsız oluyorlar. Bu odaklar, çoğu zaman siyasi
aktörlerin de desteğiyle vesayetçi demokrasiyi tahkim edecek adımları atma konusunda cüretkarlaşabiliyorlar. Ancak herkesin bilmesi gereken bir husus var ki, o da sosyolojik dinamikleri gözetmeyenlerin, toplumsal gelişimi engellemeye çalışanların hüsran ile malul olduklarıdır. Yanlışları gelenek haline getirmekten artık vazgeçmeliyiz."


(nethaber)

     Bu bilgiye şu an için bir yorum yazılmamış, aşağıda ki formdan ilk yorumu siz yazabilirsiniz.


  Bu bilgiye Sizde bir Yorum Yapabilirsiniz !
Mesaj Yazan :
E-Posta Adresi :
Mesajı :
 
Onay Kodu: (bir üstteki 6 karakterlik rakamı bu alana giriniz)









Memur Oğlu Memur
Tam otuz iki yıl bir devlet dairesinde çalışmış, sessiz, sabırlı, uysal, razı, düzenli, dürüst, geçimli, ufacık-tefecik bir memur'u konu alan kitabı beğeniyle okuyacağınızı umuyoruz.




Sen insana ulaşmadan Allah’ı nasıl arıyorsun   Muhammed İkbal