Tarih : 01 Mayıs 2008, Perşembe
Okunma Sayısı : 137
HAK-İŞ GENEL BAŞKANI SALİM USLU Mitingde şöyle konuştu:
İşçiler, memurlar, emekliler,
işsizler, yoksullar, kadınlar, gençler,
Ekmek ve onur mücadelesi verenler,
Kardeşçe birarada yaşamak isteyenler,
Eşit, özgür, adaletli ve demokratik bir Türkiye hedefleyenler,
1 Mayıs Birlik Kardeşlik ve Dayanışma Günümüz kutlu olsun. Hoş geldiniz. 1 Mayıs alanlarını buradan, Tandoğan’dan selamlıyorum, Övülmüş, kutsal bir eylem olan emeği ve emekçileri selamlıyorum.
Kardeşler,
Bugün yine alanlardayız. HAK-İŞ olarak tek yürek olduk. Bugün Ankara’da çarpan bu yürek, Edirne’den Kars’a kadar Türkiye’nin dört bir yanında ve dünyanın bir çok ülkesinde, emeğin ve emekçinin olduğu her yerde atıyor.
HAK-İŞ olarak, dün Sayın Cumhurbaşkanımızı, bugün de Büyük Atatürk’ü ziyaret ettik. Şimdi, bütün coşkumuzla birlikteyiz ve örnek bir 1 Mayıs kutlaması yapacağız. Kavgasız, gerilimsiz, Kırmadan, dökmeden, üzmeden, bozmadan, korku senaryolarına alet olmadan, barışa, demokrasiye ve demokratik değerlere sahip çıkacağız. Ve bugün bu saatte bu alana gelemeyen, jardeşlerimiz de işyerlerinde HAK-İŞ bildirilerini okuyacaklar.
Sevgili Emekçiler,
İşte tüm Türkiye bugün burada.İşte Türkiye’nin bütün renkleri burada. İşte Türkiye’nin tüm zenginlikleri bugün burada…Türkiye’nin kalbi burada, yüreği burada, nabzı burada. İşçi burada, emek burada, emekçi dostları burada. Biz kavga için değil, kardeşlik için buradayız. Biz kargaşa için değil, birlik için buradayız. Biz kaos için değil, dayanışma için buradayız, Tandoğan Meydanı’ndayız. 1 Mayıs için buradayız…
Birlik, Dayanışma, Kardeşlik, Mücadele için buradayız. Sesimizi duyurmak için, tüm dünyaya emeğin gücünü haykırmak için, emeğimiz için, ekmeğimiz için, birliğimiz, dirliğimiz için buradayız. Daha iyi sosyal güvenlik için, daha ileri sendikal haklar için buradayız. Taşeron köleliğini reddettiğimiz için buradayız. İşsizlik canımıza tak ettiği için, yoksulluk-fakirlik belimizi büktüğü için buradayız.
İnsan onuruna yaraşan iş ve ücret için, tersaneler ya da başka yerlerde iş cinayetleri son bulsun diye buradayız. Çocuk ve kadın emeği sömürüsü son bulsun diye buradayız. Kayıtdışı ile yeterince mücadele edilmediği için buradayız. Gelir adaletsizliği son bulsun diye buradayız. ILO normlarına uygun iş güvencesi için, eğitim hakkı ve fırsat eşitliği için buradayız. Çatışma kültürü yerine sosyal diyalog istediğimiz için buradayız. İnsana ait tüm sorunları kuşatacak nitelikte bir sosyal modelimiz olsun diye buradayız. Terör ve çete belası artık bitsin diye buradayız. Yapay gündemlerle gerçek sorunlarımız ötelendiği için buradayız.
Değerli Dostlar,
Biz kolay olanı seçmedik. Kaos kolay olandır, gerilim kolay olandır, çatışma, kargaşa, tahrik kolay olandır. Biz bunları seçmedik. Yunus’un çağlar öncesinden söylediği gibi: “Ben gelmedim da'vi için, Benim işim sevi için, Dostun evi gönüllerdir, Gönüller yapmağa geldim”
Tüm Türkiye’nin duymasını, dinlemesini istiyoruz. Emeğiyle, alınteriyle geçinenler olarak haykırıyoruz: Türkiye’nin hiç ihtiyacı olmayan şey, gerilimdir. Gün çatışma günü, gerilim günü değil, gün dayanışma günüdür. Demokrasi için dayanışma günüdür. Barış için dayanışma günüdür. Milli egemenlik için dayanışma günüdür. Kalkınma için, refah için, istihdam için dayanışma günüdür. Gün Türkiye için dayanışma günüdür.
İşte bunun için biz HAK-İŞ olarak, Birlik ve Dayanışma Gününde 1 Mayıs’ı çığırından çıkartacak ve beyhude bir rekabetin tarafı olmamak için diğer örgütlerin gruplaştırma ve ayrıştırma gayretlerine taraf olmadık. 1 Mayıs, hiçbir örgütün; üzerinden siyasi çıkar sağlayacağı bir araç değildir, olmamalıdır. 1 Mayıs, sendikalar ya da konfederasyonlarla ya da siyasi iktidarla mücadele aracı da değildir. 1 Mayıs’lar işçi hareketinin Birlik ve Dayanışma Günü olarak tüm dünyada yıllardır kutlanmaktadır. 1 Mayıs’lar, ekmek, barış ve özgürlük taleplerinin yükseldiği günlerdir.
1 Mayıs’ın obje, daha da kötüsü kutlanacak alanların da özne haline getirilmesi kabul edilemez. Önemli olan 1 Mayıs’larda verilecek mesajların içeriği gücüdür. Bunun ötesinde mekansal ya da biçimsel tartışmalar, yapaylığın ötesinde 1 Mayıs’lar hiçbir anlam ve değer taşımaz. 1 Mayıs’ın tatil ilan edilmesi yönündeki Parlamento girişimlerini son derece memnuniyetle karşıladık. 1 Mayıs Bakanlar Kurulunca “Emek ve Dayanışma Günü” ilan edildi. Ancak tatil ilan edilmediği için de içimiz buruktur. Fakat hala umutluyuz. 1 Mayıs’ın tatil ilan edilmesi konusundaki ümidimiz diridir. Bundan sonraki 1 Mayıs’ları tatil olarak kutlamak istiyoruz.
Sevgili Dostlarım,
Demokrasinin bir kez daha tehdit edildiği günlerden geçiyoruz. Milli egemenliğin tartışmaya açıldığı günlerden geçiyoruz. Halk iradesinin, milli iradenin aşağılandığı, tahkir edildiği günlerden geçiyoruz. Bildik senaryoların yeniden uygulamaya konulduğu, Türkiye’nin geleceği üzerine, milletin geleceği üzerine oyun kurulduğu günlerden geçiyoruz. Dikkat edin, her 1 Mayıs’ta, meydanlarda toplanan, işyerlerinde, fabrikalarda, atelyelerde toplanan işçiler, daha fazla özgürlük dediler, daha fazla adalet dediler, sosyal devlet dediler, hukuk dediler, eşitlik dediler…
Her 1 Mayıs’ta emekçiler demokrasi dediler. Her yıl bu taleplerimizi, bu özlemlerimizi, isteklerimizi tekrarlıyoruz. Bugün 1 Mayıs 2008. Ne acıdır ki, ne hazindir ki, ne gariptir ki, yine aynı talepleri tekrar dile getiriyoruz. 21’inci Yüzyıl’da, 2008 yılında, bilgi çağında, iletişim çağında, internet çağında biz Türkiye olarak hala demokrasiye, hala özgürlüklere vurgu yapıyoruz. Neden? Çünkü 100 yıl öncesinin gerisinde olanlar var. Çünkü 1923’ün bile gerisinde olanlar var. 1945’lerin baskıcı, otoriter zihniyetine takılıp kalanlar var. Milleti yetkin görmemeyi yaşam tarzı haline getirenler var.
Demokrasiyi kendi tekellerinde görenler var.
Biz, zümre demokrasisini kabul etmiyoruz. Biz, güdümlü demokrasiyi de kabul etmiyoruz. Biz, elitlerin kendilerine göre yorumladığı demokrasiyi de kabul etmiyoruz. Halkı zengin diye, fakir diye, alt tabaka, üst tabaka diye, çoban diye, manken diye saflara ayıran hastalıklı bir anlayışı asla kabul etmiyoruz. Bunlar, Türkiye’yi babalarının malı zannediyor. Bunlar kamusal alanı özel mülkiyet zannediyor. Bunlar toplumu istedikleri gibi şekillendirebileceklerini zannediyor. Masanın başına geçmişler, ellerinde cetvel, makas, kalem, her şeye şekil verebileceklerini, her şeyi dizayn edebileceklerini zannediyorlar.
Geçti o günler. Türkiye artık o Türkiye değil. Türkiye darbelerin Türkiyesi değil. Türkiye geri kalmışlığın Türkiyesi değil. Türkiye milli egemenliğin, demokrasinin, ilerlemenin, kalkınmanın tartışılacağı, tartışma konusu yapılacağı Türkiye değil. Hala anlamadınız mı? Toplum mühendisliği projelerinizi bu halk bir bir çökertmedi mi? Şunu çok açık ifade ediyorum: böyle zamanlar, herkesin test edileceği, herkesin sınava tabi tutulacağı zamanlardır. Kimin gerçekten demokrat, kimin faşizm özlemi içinde olduğu böyle zamanlarda ortaya çıkar. Kimin gerçekten milli egemenlik taraftarı, kimin elitist egemenlik taraftarı olduğu böyle zamanlarda ortaya çıkar.
Bu millet kimin nerede durduğunu çok iyi takip ediyor. İşte bu meydanda toplanan onbinlerce işçi, emekçi, kimin nerede durduğunu, kimin hangi değirmene su taşıdığını çok iyi biliyor, çok iyi görüyor. Dikkat edin, mikrofonu ellerine alınca mangalda kül bırakmazlar. Demokrasi adına nutuklar çekerler, milli egemenlik adına nutuklar çekerler, üniter yapı derler, birlik, beraberlik derler, çağdaşlaşma derler, Avrupa derler, sonra da ama, ancak, fakat derler.
Çünkü, karakolda doğru söyler, mahkemede şaşarlar. Akla kara işte böyle günlerde belli olur.
Mertle namert böyle günlerde belli olur. Dürüst olanla olmayan işte böyle belli olur. Biz böyle zamanları çok gördük. 12 Martta, 12 Eylülde gördük, 28 Şubat’ta gördük, 27 Nisan’da gördük. Kimin nerede durduğunu, Kimin nerede kaçtığını gördük.
Değerli Arkadaşlarım,
Değerli kardeşlerim,
Yol bu yol değil. Dürüst olacaksın. Tutarlı olacaksın. Açık olacaksın. Şeffaf olacaksın. Ya olduğun gibi görünecek, ya da göründüğün gibi olacaksın. Türkiye’nin hedefleri bellidir. Türkiye’nin sorunları bellidir. Türkiye’nin sorunlarının çözüm yolları da bellidir. Demokrasiyi tüm kurumlarıyla, tüm kurallarıyla işletmek zorundayız. Özgürlükleri, modern anlamda, çağdaş anlamda, en geniş şekliyle uygulamak zorundayız. İnsan hak ve özgürlüklerine yönelik hiçbir tehdidi kabul edemeyiz. Ne güvenliği özgürlüklere, ne de özgürlükleri güvenliğe tercih edemeyiz. İkisi arasındaki ince çizgiyi belirleyip, onu hakkıyla korumak zorundayız. Bunu gerçekleştirdiğimiz zaman, hakkıyla uygulamaya başladığımız zaman, inanın, Türkiye’nin önünde hiçbir engel kalmaz, kalkınmanın önünde hiçbir engel duramaz.
Bizim sonsuz petrol rezervlerimiz yok. Bizim bitmek tükenmek bilmez altın madenlerimiz yok. Bizim en büyük zenginliğimiz, en büyük potansiyelimiz, insanımız, emeğimiz. İşte şu meydanda toplanan onbinlerce işçi, emekçi, bu ülkenin en büyük zenginliği. Biz üreterek büyüyeceğiz. Biz yatırımla büyüyeceğiz. Biz istihdamla, biz ihracatla büyüyeceğiz. Biz istikrarla büyüyeceğiz. Demokrasiyle büyüyeceğiz. Biz birbirimizi severek, inanarak, güvenerek büyüyeceğiz. Demokrasinin askıya alındığı, Demokrasinin kesintiye uğradığı, Demokrasinin tartışma konusu yapıldığı bütün o dönemlerin ekonomik verilerini inceleyin. Bütün göstergelerde geriye gittik.
On yıllar boyunca bu geriye gidişin bedelini ödedik. Bunu artık birilerinin görmesi, anlaması gerekiyor. Sağır sultan duydu, bunu birilerinin de duyması gerekiyor. Ya hu, demokrasi olmayınca kalkınma olmuyor, milli egemenlik olmayınca ilerleme olmuyor, bu gerçeği ne zaman anlayacaksınız! Darbeyle, müdaheleyle, ayrımcılıkla, gerilimle, düşünceyi suçlamakla, refah olmuyor, huzur olmuyor. Bunu artık görün, bunu artık anlayın! Bakın; emekçi buradan soruyor, işçi soruyor, memur soruyor, çalışanlar soruyor, alın teriyle, emeğiyle geçinenler soruyor: Ne hakınız var bu millete bedel ödetmeye? Ne hakkınız var bu ülkenin kazanımlarını çar çur etmeye? Ne hakkınız var Türkiye’yi geriye götürmeye? Ne hakkınız var milleti germeye? Ne hakkınız var karabulutları ülkenin üzerine çekmeye? Ne hakkınız var hayalkırıklığı yaşatmaya, milletin umutlarını köreltmeye? Artık yeter!
Değerli Kardeşlerim,
Son günlerde ülkemizde yeni gerilim odakları açılıyor. Umutsuzluk, karamsarlık ve yoksulluk kötü kader gibi yakamızı bırakmıyor. Demokratik açılımlar, haklar ve özgürlükler ve açık toplum hala vehimlerle, korku senaryolarıyla engellenmek isteniyor. Kayıtlı, şartlı, sınırlı, sorumlu bir egemenlik anlayışı dayatılıyor. Yapay gündemlerle, siyasi alana, özünde de demokrasiye yönelik sortiler yapılıyor. Türkiye’nin 88 yıllık demokrasi geçmişi görmezden geliniyor. Sivil toplumun dinamikleri dışlanmaya sindirilmeye devam ediliyor. Ayıplı ve defolu bir demokrasi anlayışı ısrarla ve inatla sürdürülmek isteniyor.
Değerli Dostlar,
Türkiye bir yol ayrımında, bir kırılma noktasında. Bir yanda statüko, halkın gücü ve rolünü zayıflatan bir yapı, diğer yanda demokratik açılımlar, gelişme, yenileşme, değişim, dönüşüm, çağdaşlaşma, hukuk ve demokrasi var. Türkiye, artık düne ait takıntılarını, safralarını bir kenara bırakarak; gelişmeye, çağdaşlaşmaya birinci lig ülkesi olmaya doğru inatla ilerlemelidir. Demokrasiden korkanlar, gerilim ve çalışmadan rant sağlamak isteyenler, huzursuzluğu körükleyenler, halka ve emekçilere kirli bir senaryo yazıyorlar. Bizler, bu kötü senaryonun farkındayız. Oyuncusu olmayacağız.
Bu alanı dolduran, işçiler, memurlar, ekmek ve onur mücadelesi verenler, Haklara, özgürlüklere ve demokrasiye dokunulmasına izin vermeyeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki demokrasinin eksik ve ayıplı olduğu ülkelerde, temel haklara saygı duyulmayan yerlerde, çalışanların hakları da verilmez. Ülkede gelişme de olmaz. İşte tam da bu nedenle; demokrasimize, mücadele ve dayanışma gücümüze ve birlikteliğimize daha fazla sahip çıkacağız. Türkiye’nin çağdaşlaşma yolunda belirlediği rotadan saptırılmasına, hangi gerekçe ile olursa olsun izin vermeyeceğiz.
“Saçmanın saçması bir herif çıktı
Güvenilen mülkü temelden yıktı
İbiş sevsin diye saçmalar sıktı
Adalet yüz yerden yaralandı ha!” dedirtmeyin efendiler…
Demokrasiye dokunmayın efendiler,
Geleceğimize kıymayın efendiler,
Hukuku katletmeyin efendiler,
Krizlerde, açmazlarda, kilitlenmelerde, halkın hakemliğine, referanduma başvurma cesareti gösterin efendiler,
Konuşan, düşünen Türkiye’yi kaba gürültülerle susturmaya, sindirmeye kalkışmayın efendiler,
Bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam, Hasolar, Memolar, çobanlar diyerek halkı küçümsemeyin efendiler,
Barışçıl partileri, sendikaları ve dernekleri kapatarak, halkı, siyaset kurumlarını, sivil toplum örgütlerini sindirmeye çalışmayın efendiler,
Anayasal kurumların erkler arası yetkilerini zorlayarak, kuvvetler ayrılığı ilkesini kuvvetler çorbası haline getirmeyin efendiler,
Hukuka yargıya, yargının bağımsızlığına sonuna kadar güveniyoruz. Ama yargının tarafsızlığına da gölge düşürmeyin efendiler,
Partileri, sendikaları, dernekleri, dergileri kapatmada gösterdiğiniz kararlılığı ve cesareti; asıl Susurluklar, Şemdinliler, Ergenekonlar, Atabeyler ya da Sarıkızlar için de gösterin efendiler,
Zaman aşımı, takipsizlik, yetkisizlik gerekçesiyle yolsuzluğa bulaşanları, Devletin kasasını, bankasını soyanları yaptıklarını götürdüklerini yanlarına kar bırakmayın efendiler,
Liberalizm, kutsal piyasalar, bütçe dengeleri, ekonomik istikrar, rekabet gücü diye diye sosyal devleti çökertmeyin efendiler,
Kavramları sopa gibi kullanarak, simge ve sembolleri vuruşturarak, değerleri yozlaştırarak, birikimlerimize kıymayın efendiler,
Seçkinlik, aydınlık, entelektüellik diye diye halka üstünlük taslamayın efendiler,
Halkın gücünü ve rolünü daraltarak, demokrasiyi güçler ve galipler rejimi haline getirmeyin efendiler.
Daha fazla demokrasi,
Daha fazla özgürlük,
Daha fazla adalet,
Daha fazla üretim,
Daha fazla istihdam,
Daha etkin sendika ve
Daha güçlü Türkiye taleplerimizi bir kez daha haykırıyoruz.
“Kırılır da bir gün bütün dişliler, döner şanlı şanlı çarkımız bizim”
Gün umutlarımızı ve yüreklerimizi birleştirme günüdür.
Gün geleceğimize sahip çıkma günüdür.
İşçiler emekçiler, ekmeğini alınteriyle kazanan aydınlık insanlar
Hepinizi saygıyla selamlıyorum...
Yolumuz açık, insanlık ve onur mücadelemiz kutlu olsun!
YAŞASIN BİRLİK VE MÜCADELEMİZ !
YAŞASIN 1 MAYIS!
YAŞASIN TÜRKİYE!





Memur Oğlu Memur







